Hayata Noktalı Virgül

Hayata Noktalı Virgül

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Hayalet Sevgilim

Hayal et sevgilim… Önce seni hayal et, ben’in yanında. Sıkı sıkıya tutmuşsun ellerimi. Denize karşı durmuşuz. Senin saçlarını havalandırıyor esen rüzgar. Tek kelime etmiyoruz. Sanki asırlardır oradaymışçasına aşina, az önce gelmiş gibi tedirginiz ikimizde. Gözlerimizi kapattığımızı hayal et sevgilim… Yaşanan onca geçmişe, iz bırakan acılara, tadı damağımızda mutluluklara ara verdiğimizi, sadece boşluğun uğultusunda savrulan kırık dökük düşlerimizi birbirimizin yüreğine yansıtamadığımızı hayal et. Et ki ne kadar yabancı olduğumuzu anlayalım yan yana iken bile. Kendimizi adadığımız bütünün bir parçası olamadığımızı görelim hayal et ki. Dudaklarımızdan dökülen her kelimenin aslında bir hayalden ibaret olduğunu söyle içinden kendine. Benim duyduğumu fark et sonra. Başımı usulca salladığımı gör, haklısın dercesine. Aramızda yükselen duvarların, etrafımızı saran duvarlardan çok daha yüksek ve soğuk olduğunu fark et. Aslında birbirini hiç tanımamış, görmemiş, hissetmemiş olduğumuzu anla. Anla ki, neden onca geceler sana rağmen donarcasına üşüdüğümü bil. Sonra ağlarız belki bir bilinmeze. Belki teselli de ederiz birbirimize dokunmadan. Hayal et sevgilim… Eski aşklarını, karanfil kokan rüyalarını, seni bana getiremeyen yolları hayal et. Et ki neden el ele tutuşmuş iki uzak insan olduğumuzu daha iyi görebilesin.


Hayal et sevgilim… Çatı katında bir evimiz olduğunu, kendi ellerimizle boyadığımızı hayal et duvarlarını. Her köşesine sevgimizden yansıyan minik inci taneleri bıraktığımızı hayal et. Kışın üşütmeyen, yazın bunaltmayan, akşamları huzuruna koşarak geldiğimiz bir evimiz olsun. Denizi görsün mesela salonun penceresi. Akşamları geçen gemilerin ışıklarına bakalım el ele tutuşup. Şöminenin karşısında yudumlarken şaraplarımızı, ikimiz de bir diğerimizin en büyük şansı olduğunu bilerek gülümseyelim. Umurumuzda olmasın kar yanığı mazi. Birbirimize sarılarak uyuyalım. Sabahları uyandığımızda, ilk uyananın diğerinin yüzüne hayranlıkla baktığını görerek başlayalım güne. Kahvaltıyı birlikte hazırlayalım. Bazı günler gitarımı alıp elime şarkılar söyleyeyim sana. Kısık bir ses tonuyla eşlik et nakaratlarıma. Et ki, hayatın her nakaratını birlikte söyleyerek geçelim yılların aynasından. Pazar günlerimiz olsun. Dışarı çıkmadığımız zamanlarda dizlerimize örteceğimiz bir battaniyemiz, okunası kitaplarımız, izlenesi filmlerimiz olsun. İrili ufaklı mumlarımız olsun her köşede. Yorgun akşamlarda yakıp, halelerinde aşkı yeniden tattığımız, şehvetimizle kendi ateşinden utanan mumlarımız olsun. Her güne farklı heyecanlar katan minik sürprizlerimiz olsun. Hayal et sevgilim… Et ki durduğumuz yerle, hayalini kurduğumuz hayat arasında ne kadar uzak bir mesafede durduğumuz görebilelim. Uyanalım diken üstü uykulardan. Kendi hayallerimizi, kendi korkaklığımızla derin kuyulara hapsettiğimizi anlayabilelim.


Hayal et sevgilim… Bırak geleceği, eskileri hayal et. Benden önceki hayatını düşün. Benden önce seni nelerin mutlu ettiğini, nelerin kızdırdığını, nelerin öfkeden çılgına çevirdiğini hayal et. Yan yana diz tüm yaşanmışlarını. Sonra beni koy yanına o yaşanmışların. Yüreğinin terazisinde tart ikimizi. Hiç giremediğim dünyana neler kattığımı söylesin sana o terazi. Hiçlerin hafifliğine şaşır sonra, keşkelerin saydamlığına ve acabaların yanılgısına. Teraziden aşağı at sonra resmimi. Yere dağılan cam parçalarına basarak geç usulca. O cam parçalarının bile canını yakamadığını anla. Anla ki aslında canını yakacak kadar bile yakınına sokulamadığımı görebilesin. Şehrin iki kıyısında, gecenin derinlerinde yeşerttiğimiz düşleri, kendi kör pencerelerimizden karanlıklara atışımızı gör. Yazık edilen zamanlara, boşa harcanan umutlara üzül. Üzül ki yüreğine düşsün yokluğun merhametsiz acısı. Zira bu acıdır bizi muammalarımızdan alıkoyan zehir. Hayal et sevgilim… Birbirimizi kandırarak geçirdiğimiz onca zamanın aslında yorgun bir gecenin nihayetinde daldığımız keskin bir uykudan ibaret olduğunu gör… Adına güven denilen korku panayırının ışıklarının nasıl hızla söndüğünü fark et. Et ki bana olan güvensizliğinin nelere mal olduğunu söylesin sana eski şarkılar. Sonra korkularımla bir başıma bırak beni. Perdesini her açtığımda, içeri giren ışığın sıcaklığına aldandığım ve her seferinde yanıldığım pencereme bir kilit de sen vur. Vur ki bu son olsun. Bir daha yüzüm olmasın aydınlığa. Yenilmişliğimi kabul edeyim. Bu kez çıkacağımı sandığım karanlıklarıma döneyim titreyen adımlarla. Bulaştığım her hayatta hayalet bir sevgiliden öteye gidemediğimi göreyim bir kez daha. Hiçbir zaman biz olamayan ikimizin belki de asla biz olamayacağını hayal et hayalet sevgilim… Et ki hayalet sevgilin hayallerden yastığına rahat koysun başını. Yalanlarına sarılıp uyumaya çalışsın korku yatağında. Bir hikayenin daha kapağını kapatıp kaldırsın tozlu raflara.

Hayal et sevgilim. Küfretme, sabretme, merak etme, hele sen sen ol sakın dert etme. Sadece hayal et… Et ki öleyim bir milyonuncu defa…

Hiç yorum yok: